A. Çelebi - 11
Cedit Paşaları

Attalosya şifahane mukimleri sırf Menzilzade Sakıt efendiden kurtulmak için yaradana dua edip mevlidler okutup onu buraya gönderen silsilenin başındaki Tayyib-ül Recep’e olmadık beddua ile çemkirirlerken Tayyib-ül Recep hazretleri sanki bu dileklerden hiç etkilenmiyordu..Her geçen gün oturduğu zemin kavileşiyor daha bir celalli oluyor daha bir güzelleşiyordu. Hoş Attalosya şehreminiliği seçimlerinde dualar işe yaramış Andreas Tühel’den kurtulunmuştu. Çok değil daha beş yıl önce yanındaki yoldaşları bile Amerikanya elçilerine bu herifi helaya süpürmeyin, tepe tepe kullanın derken şimdi memlekette selavat getirmeden yanına yaklaşmak babayiğid harcı olmaktan çıkmıştı. Esbab-ı mucibesini anlatmak icap etti, anlatalım.


Birincisi, daha birkaç sene öncesine kadar nizamı cedit paşalarını gördüğünde dizlerinin bağı çözülen, yaptığını yapacağını unutan hazret, paşalardan neredeyse kurtulmanın arefesine gelmişti. Meğersem biz dua ederek Tayyib-ül Recep’den kurtulmaya çalışır iken cedit paşaları sade dua yetmez diyerekten zorlataraktan hal planları yapıyorlar imiş. Kılıçlarını biliyor, mühimmat depolayıp, askerinu talimliyorlarmış. Bahriyeliler herhal işleri az olacak ki daha bir iştiyakla işe sarılmışlarmış. Allah’ım sen akıllarımıza sahip ol...Sankim vakay-i Hayriye yaşanmamış ya da bilmem kaç defa yeniçeri pirleri alttan alta kaynatırken avcı iken av olmamışlar. Bunlar hiç olanlardan ders almamış gibi Tayyib-ül Recep’in altını oymaya devam ederler imiş. Desen altı oyup lağım koyup patlatacaklar. Neredeyse kendilerinden 30 sene evvel Evrenos paşa namıyla bir paşanın yapıp becerdiği ihtilalin planlarını aynıyla kopyalayıp tatbik etme niyetindelermiş. Amma bunlar nasıl cedit paşası ise akşam yaptıklarını birgün sonrasında duymayan kalmazmış. Hoş aciz kulunuz aşık Feyzi’de duyuyor emme yahu böyle aşikarane plan mı olur mu imiş, millet aklını mı yitirdi, bunlara inanılır mı, benim duyduğumu Tayib-ül Recep hazretleri duymaz mı, böyle plan yapılır mı deyu söylenirdi.

İşler öyle bir hal almış ki türkücü Türüt İsmail bile “plan yapmayın plan” diyerekten ışmar yapıp paşaların açık verdiklerini anlatmak ister imiş. Artık acemilik veyahut Allah-u teala şaşırtması deyin ne derseniz deyin. Bahriye paşalarından biri yaptığım herze ileride ortaya çıkarsa Tayyip hazretleri delil bulmakta sıkıntıya düşmesin deyu hergün benim gibi yaptığı işleri güzelcene yazıp saklar imiş. Kimi şaşkınlar, kendince filinta, rövelver, barut bulup toprak altına gömerler imiş. Allah’ım akıl ver. Sankim memlekette aradığın zaman bulamayacakmışsın gibi yakalanınca delil olsun deyu çalışmışlar imiş. Bu da yetmezmiş gibi toprak altına gömdüklerini, zamanı geldiğinde Tayip-ül Recep’in intelligensia servisi bulmakta zorluk yaşar deyu krokisini yapıp evlerinin duvarına asarlar imiş. Üstüne belki bize bu kadar kötülük yakıştıramazlar deyu hesaplayarak yanlarına ne idüğü belirsiz in mi cin mi olduğu elli senedir anlaşılamayan adamları almışlar imiş. Kıyıcılıkla meşhur olnuş Veliku paşayı meğersem komutanları yapmışlarmış Münevveran içinde sesi çokça çıkan ve sakallı Alaman yahudisi ile çekikgöz Mao’nun risalelerini etrak-i biidaklere anlatan Sarı dervişin şeyhini bile kandırmışlar. Yoksam sarı dervişin şeyhimi hepiciğini kandırmış, günahları boyunlarına. Ve daha da fenası bizim dosta düşmana gösterip göğsümüzü gere gere işte cedit ordusu dediğimiz ordunun paşaları seneler senesi takip edildiklerinin farkına varmamışlar imiş. Son 20-30 senedeki stratecilerinin hepsinde çuvallayan, olmasın dedikleri olan, olsun dedikleri hiçbirşeyi olduramayan emme yine de etrak-i biidraklerce el üstünde tutulan bu paşaların meğersem kendilerine bile faydaları olmayacakmış.


Bir sabah kalktık ki, ne paşa kalmış, ne sarı dervişin şeyhi. İntellicensiyanın işaretlediği evleri kapıkulu askerleri basmış herkesi derdest edip Silivri zindanlarına tıkmışlar. Darulfünun müderrislerinden Gürüz paşa ben Amerikanya sevdalısıyım beni yanlışlıkla aldınız heralde demesiyle salıverilmesi bir oldu. Emme diğerleri bir girdiler, artık ne vakit tahliye olurlar Cenab-ı Hak bilir. Ulen yapmayın ağalar beyler yazıktır günahtır suçsuzlarda aradı kaynadı gitti denildiyse de duyan muyan olmadı. Madem paşa suçludur emir kulu zabitlerin ne suçu var denildiyse de kimse iplemedi. Madem zabitlere kıyacaksınız müderrislerin günahı ne? Duyan da işin raconu budur, kurunun yanında yaş yanmadan olmaz deyerek ağızlara lafları tıkadı.


Tüm bunlar olurken, Tayyib-ül Recep çaktırmadan emme içten içe sevindirik halde şükür nemazları ardı ardına kılar hale gelmişken, zat-ı devletlilerini sevindirecek bir haber daha gelmez mi? Artık hemi aşkta hemi de kumarda kaybedeceğimize iyice emin olduk. N’olmuş ehali duyda inanma! Tayyib-ül Recep hazretlerinin kanlısı bay Deniz Kallus kendi fırkasından bir hatun ile tam iş üstünde basılmış. Allah’ım sen yardım et ve ecicük de akıl fikir ver. Tayyib-ül Recep’in hakkından anca Bay Kallus gelir derken, bu rezaletin çıkması onu da siyasette rahmet-i rahman yapıyor. Acep hatunu Bay Kallus’un koynuna kim sokup da ardından bastırdı deye hindiler gibi düşünürken ve millet Allah’ı var Phethool aşiretinden şüphelenirken Bay Kallus “onların bir günahı yok” demesin mi? Nasıl bir iş ise bu müminler, failde maktulde aynı adam oluverdi. Salah ümitlerimiz iyice söndü. Tayyib-ül Recep ferahladı. Yahu Kallus kardaş, uçkuru düşünecek zaman mıydı? Eğer bunun zamanı olur mu dersen insan cedit paşaları gibi tedbirsiz davranır mı? Sen ki Tekenin yiğit evladı! Prut müharebesinde misin ki mübarek, karşımda Katerina’yı gördüm de dayanamadım deyesin. Kleopetra mıdır veya da Hürrem midir ya da tövbeler olsun Havva anamız mıdır ki bu avrat, bütün işi gücü bırakıp etrak-i bi-idraklerin ümitlerini söndürecek bu işe soyundun. Vay ki vay, yandığımızın resmidir.


Bu satırların yazarı Aşık kul Feyzi makus talihine öyle bir efkarlandı öyle bir efkarlandı ki sormayın gitsin. Tıkandı yollar, kaldım çaresiz oyy diye yanık bir türkü tutturacaktı ki aklına İnce Özdemir’in dizeleri geldi, onu söylemeye başladı.


İdris peygamber, terzilerin piri,

izin ver güzel bir şiir yazayım ben de,

Yaşım kırkı geçti, yaşlanıyorum artık,

İzin ver güzel bir şiir yazayım ben de,

Bir kez “ozan” desinler ölmeden önce.


İdris peygamber, terzilerin piri,

El ver artık kendi dükkanımı açayım,

Bir kaftan keseyim kendime, ben de,

astarı sözcüklerden dikişi ibrişimden.


Ben de güzel bir şiir yazayım artık,

okudukça kıskanıyorum öteki kalfaları,

şarapları bol, ilham perileri oturaklı,

biliyorlar geceler kaç saat sürer

günler kaç fersah. El vermiş ustaları.


Ben de güzel bir şiir yazayım artık,

Cebine kuş üzümü, sarı leblebi doldurayım,

Parklara götürüp simitler alayım ona,

Kıvırcık saçlarını rüzgarla tarayayım.

Ben de güzel bir şiir yazayım artık,

Son günlerimde yalnız kalmayayım.


İdris peygamber, terzilerin piri

Ey bütün pirleri bütün mesleklerin,

İzin ver bir tek dize yazayım, tek bir dize,

Bir kez “oldu” desinler ölmeden önce.